Control Resonant: Remedy’nin Manhattan’ı Kâbus Dolu Bir Backrooms Deneyimine Dönüştürüyor
Remedy’den Radikal Bir Değişim: Manhattan Artık Sizin Eviniz Değil
2019 yapımı Control’ün ardından merakla beklenen devam oyunu Control Resonant, Remedy Entertainment’ın sınırları ne kadar zorlayabileceğini kanıtlıyor. Jesse Faden’ın hikayesini geride bırakan yapım, rotayı bu kez Jesse’nin kardeşi Dylan Faden’a kırarak bizi The Oldest House’un dışındaki, Hiss tarafından ele geçirilmiş kaotik bir Manhattan’a davet ediyor. Summer Game Fest 2026 öncesinde yakından incelediğimiz oyun, sadece mekan değiştirmekle kalmıyor, oyun türünü de kökten değiştiriyor.
Hiss İstilası Altında Bir Açık Dünya Aksiyon-RPG
Orijinal oyunun kapalı, betonarme ofis atmosferinin aksine Control Resonant, çok daha geniş ve dikey bir keşif alanı sunuyor. Şehrin alışıldık silüeti, Inception ve Everything Everywhere All at Once estetiğinden esinlenen, gerçekliğin büküldüğü ve uzaylı bir peyzaja dönüşen, ürpertici bir oyun alanına evriliyor. Dylan’ın yeteneklerini kullanarak binalar arasında süzülmek, oyunun artık çok daha hızlı bir tempo yakaladığının en büyük kanıtı.
Sinema Etkisi: 8 Yıllık Assassin's Creed Odyssey Oyuncu Sayısını Yüzde 90 Artırdı
Haberi OkuAberrant Silah Sistemi ve Kaotik Melee Savaşları
Combat tarafında Remedy, nişancı mekaniklerini bir kenara bırakıp Devil May Cry veya Nier Automata çizgisine yakın, saf aksiyon odaklı bir yapıya geçiş yapıyor. Dylan’ın ana silahı Aberrant; ikili bıçaklar, devasa bir çekiç, tırpan ve eldiven gibi formlara girebilen, "yeni-tuhaf" (new-weird) dokusunu iliklerinize kadar hissettiren bir güç objesi. Bu esnek yapı, oyuncuya kendi kombo setini oluşturma özgürlüğü tanıyarak savaşları çok daha yaratıcı bir hale getiriyor.
RPG Derinliği ve Backrooms Esintileri
Oyunun sadece aksiyondan ibaret olmadığını, detaylı yetenek ağaçları ve stratejik statü etkileriyle RPG kimliğini güçlendirdiğini görüyoruz. Özellikle The Sinkhole gibi bölgelerde, düşman dalgalarını yönetmek ve çevresel avantajları kullanmak hayati önem taşıyor. Ancak oyunun en büyüleyici yanı, hala o karanlık ve sürreal Remedy imzasını taşıyor olması. Oyunun sonundaki, Backrooms tarzı sonsuz koridorlara açılan o megakompleks tasarımı, ilk oyunun meşhur Ashtray Maze anlarını aratmayacak kadar çarpıcı bir görsel şölen sunuyor.
Sizce Remedy'nin bu cesur mekanik değişikliği ve RPG odaklı yaklaşımı, serinin o gizemli ve ağır temposunu seven sadık kitleyi tatmin etmeye yetecek mi?
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!